Borçlunun Ümidi

Tebriz'de Bedrettin Ömer adında son derece cömert bir zengin vardı. Öyle kerem sahibi biriydi ki cömertlikteki şöhreti yaşadığı Tebriz'in sınırlarını aşmış komşu şehirlere yayılmıştı.

Komşu şehirlerin birinde bulunan bir yoksul, Bedrettin Ömer'in şöhretini duyunca onun cömertliğine güvenere1 borçlanmaya, önüne gelenden borç almaya başladı.

Kendi kendine: “Tebriz'e gider Bedrettin Ömer'in huzuruna çıkar ihsanına nail olur, borçlarımı öderim,” diye düşünüyordu. Yoksul bir ümitle bir hayli borçlandıktan sonra Tebriz'in yolunu tuttu.

Hani derler ya: “Yoksulun şansı olsa yoksul olmaz,” diye. Adam Tebriz'e varınca Bedrettin Ömer'in öldüğünü gördü. O yoldayken Bedrettin Ömer ölmüştü.

Fakir adam günlerce ağlayıp üzüldü neticede Bedrettin Ömer'in mezarına gidip kapandı.

“Ey kerem sahibi sana güvenerek borçlandım. Ben şimdi ne yapacağım?” diye feryada başladı.

O gece Bedrettin Ömer'in vekili rüyasında Bedrettin Ömer'i gördü. Bedrettin Ömer ona: “Bir yoksul bana güvenerek borçlandı. Ben onun borcuna karşılık olabilecek parayı falan yere sakladım. O parayı oradan çıkar adama ver.” dedi. Vekil uyanınca hemen o parayı olduğu yerden çıkararak götürüp mezarın başında bulunan yoksula verdi.