Bu Cihanın Hali

Muhammed Alp Uluğ Harzemşah, tamamiyle mahvolmuş Sebzvarlılarla savaşa gitmişti. Askerine hücum emri verdi. Ordusu düşmanı bozdu. Şehirliler huzura gelip secde ederek aman dilediler.

“Ey büyük sultan canımızı bağışla sana vergi verelim, emirlerini dinleyip kul, kölen olalım,” dediler.

Padişah:

“Ne altınınızı istiyorum ne gümüşünüzü eğer bana Şehrinizde bulunan bir Ebubekir'i getirmezseniz, şehrinizi yerle bir ederim,” dedi.

Halk feryat edip:

“Ne istersen iste fakat bu şehirde Ebubekir diye birini isteme,” dediler.

Padişah sinirlenerek:

“Bre mecusiler, eğer bir Ebubekir bulup getirmezseniz hiçbir şey sizi kurtarmaz, boşuna uğraşmayın,” dedi.

Bunu duyan şehirliler, her köşeye, her bucağa haber gönderdiler. Herkes Ebubekir isimli birini arıyordu. Böylece üç gün üç gece aradılar nihayet yıkık bir viranede, bir Ebubekir bulabildiler.

Bu hasta ve zavallı adam bir yolcuydu. Hastalanmış bu viraneye sığınmıştı, bir köşede yatıp kalmıştı. Onu görünce:

“Çabuk, dediler, padişah seni istiyor. Senin yüzünden bütün şehir viran olmaktan kurtulacak, kalk seni padişaha götüreceğiz yürü,” dediler.

Zavallı adam yattığı yerden cevap verdi.

“Eğer kalkıp yürümeye mecalim olsaydı yoluma devam eder, sevdiklerime bir an önce yetişirdim,” dedi.

Bir sedye bulup getirdiler hasta adamı koyup padişaha götürdüler.