Öfke

Musul beyinin huri gibi güzel bir halayığı vardı. Halayığın çizilmiş resmini gören Mısır padişahı ona sahip olmak istedi.

Derhal ordularını Musul'a gönderdi ve şiddetli bir savaş başladı. Musul beyi bunun üzerine elçiler gönderip Mısır padişahının ne istediğini sordu. Gelen elçi halayığın resmini gösterip onu istediğini söyledi. Bey hemen onun bulunup getirilmesini ve teslim edilmesini emretti. Ancak kızı bulup getirdiklerinde beyin aklı başından gitti ve ona âşık oldu. Derhal kızı alıp çadırında onunla birlikte olmak istedi.

Tam arzusuna ulaşacaktı ki, etrafta bir gürültü koptu. Eline kılıcını aldığı gibi dışarı fırladı, çırılçıplaktı. Bir de baktı ki kara bir aslan askerlerin ortasına dalmış, ahır yıkılmış, atlar ürkmüş. Yiğit bey aslanın karşısına dikildi ve bir darbede onu öldürdü. Ardından çadırına geri döndü. Bütün bunlar olup biterken arzusundan bir şey kaybetmemişti.

Halayık onun erkekliğine şaştı, hayran oldu ve istekle ona eş oldu.

Birkaç gün böyle geçtikten sonra, bey yaptığından pişman oldu. Halayığı padişaha vermeye karar verdi. Ama kıza hiçbir şey anlatmaması için söz verdirdi. Derken padişah halayığı aldı. Onunla birlikte olmak için yanına geldiği sırada, bir ses geldi kulağına. Bir farenin çıkardığı bu sesi duyunca padişahın bütün arzusu bir anda sönüverdi. 'Bu bir yılan olabilir' diye korktu. Bunu gören halayık kendini tutamadı ve gülmeye başladı. Aklına Musul beyi geldi, şimdi de karşısında bir fare tıkırtısıyla bütün arzusu sönen padişah vardı. Padişah öfkelendi, bu gülüşün nedenini öğrenmek istedi. Anlatmasa kızı öldürecekti. Halayık mecburen anlattı. Padişahın öfkesi yatıştı ve hata ettiğini anladı.

'Kendi gücüme güvenip başkasının eşine göz diktim, olan bana oldu. Musul beyi benim güvendiğim biriydi. '

Kim başkasının eşine kötülük etmek isterse, kendi eşine kötülük etmiş olur. Böylece padişah olup bitenleri anlatmamak şartıyla halayığı, sevdiği adama göndermeye karar verdi. Bir bahaneyle kızı Musul beyiyle evlendirdi. Öfkesini de hırsını da yendi.