Adalet ve Zulüm

Aklını birçok yerlere dağıttın. Halbuki o saçma sapan uğraşman, o beyhude mırıldanman, bir tereye bile değmez.

Aklının suyunu her diken; çekip durdukça akıl suyun, meyvelere nasıl ulaşabilir?

Kendine gel de o kötü dalı kes, buda. Bu güzel dala su ver de tazelendir!

Şimdi ikisi de yeşil ama sonuna bak. Bu sonunda bir şeye yaramaz, öbürüyse meyve verir. Bağın suyu buna helâldir, ona haram. Aralarındaki farkı sonunda görürsün vesselam. Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak.

Adalet, bir nimeti yerine koymaktır, her su çeken tohumu sulamak değil.

Zulüm nedir? Bir şeyi, yerinde kullanmamak, yeri olmayan yere koymak. Bu da ancak belâya kaynak olur.

Allah nimetini cana, akla ver, iç ağrısına uğramış, düğümlerle, sıkıntılarla dopdolu olmuş tabiata değil.

Dünya gamının savaşını bedenine yükle. O can çekişmeyi gönlüne, canına az tattır.

Yük dengini İsa'nın başına konmuş da; tekme atan, yuvarlanıp kalgıyan eşeği çayıra salıveriyor.

Sürmeyi kulağa çekmezler. Gönül işini bedenden istemek şart değildir.

Gönülse yürü, nazlan, horluk çekme, bedensen şeker yeme, zehir tat!

Zehir bedene faydalıdır, şeker zararlı. Bedenin yardım görmemesi daha iyidir.

Cehennem odunu bedendir, onu azalt, bir odun daha biterse hemen kes!

Yoksa iki âlemde de Ebu Leheb'in karısı gibi odun hamalı olursun!