Edep ve Rıza

Mevlâ'dan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse Mevlâ lûtfundan mahrumdur.

Edebi olmayan yalnız kendine kötülük etmiş olmaz. Belki bütün dünyayı ateşe vermiş olur.

Alışverişsiz, dedikodusuz Mevlâ sofrası gökten iniyordu.

Musa kavmi içinde birkaç kimse terbiyesizce”hani sarımsak, mercimek” dediler.

Ondan sonra gökyüzünün sofrası, ekmeği kesildi, ekme, bel belleme, orak sallama kaldı.

Sonra İsa şefaat edince Hak, yemek sofrası ve tabaklarla ganimetler gönderdi.

Yine küstahlar edebi terk ederek sofradan yemek artığını aşırdılar.

İsa bunlara yalvardı.

“Bu devamlıdır. Bir ulu kişinin sofrası başında kötü zanna düşmek ve harislik etmek küfürdür” dedi.

O rahmet kapısı, hırslarından dolayı bu görmedik dilencilerin yüzlerine kapandı.

Zekât verilmeyince yağmur bulutu gelmez, zinada dolay! da etrafa veba yayılır. İçine kasavetten, gussadan ve küstahlıktan gelir. ne gelirse korkusuzluktan ve küstahlıktan gelir.

Kim dost yolunda pervasızlık ederse erlerin yolunu vurucudur, namert odur.