Kin Tutma

Temiz şeyler temizlere aittir; pislere de pis şeylere... kendine gel!

Kin yüzünden yol azıtanlara kin tutma. Çünkü oların kabirlerini de kin tutanların yanına kazarlar.

Kinin aslı cehennemdir. Senin kinin o küllün cüz'üdür, dinin de düşmanı.

Mademki sen cehennemin cüz'ü sün; aklını başına al cüzü, küllünün yanında karar eder.

Ey adı sanı duyulmuş kişi! Cenneti cüz'üysen zevkin de cennet gibi ebedîdir.

Acı, mutlaka acılara katılır. Bâtıl söz, nasıl olur da Hakk'a ulaşır?

Kardeş, sen ancak o düşünceden, o ruhtan ibaretsin. Mütebaki varlığın bakımındansa kemik ve deriden başka bir şey değilsin.

Düşüncen, mânevi varlığın gülse, gül bahçesisin; dikense külhana lâyıksın.

Gülsuyu isen seni başa sürer, koyuna serperler; sidik gibiysen dışarı atarlar.

Koku satanlarına tablalarına bak. Her cinsi, kendi cinsinin yanına korlar.

Cinsleri, kendi cinsleriyle karıştırır, bu uygunluktan bir güzellik, bir süs meydana getirirler.

Fakat mercimek, şeker arasına karışırsa onları birer birer ayırırlar.

Tablalar kırıldı, canlar döküldü de iyiyi, kötüyü birbirine karıştırdılar.

Allah, bu taneleri ayırıp tabağa koysunlar diye kitaplar verdi, peygamberleri gönderdi.

Peygamberler gelmeden önce hepsi bir görünmekteydi. Mümin, kâfir, Müslüman ve müşrik zahiren hepsi birdi.

Âlemde kalp akçayla sağlam akça bir yürümekteydi. Çünkü ortalık tamamıyla geceydi, biz de gece yolcularına benziyorduk.

Peygamberlerin güneşi doğunca ”Ey karışık, uzaklaş! Ey saf, beri gel!” dedi.

Rengi göz ayırt edebilir; lâlı, taşı göz bilebilir.

İnciyi, süprüntüyü göz anlar. Onun için çerçöp göze batar. Bu kalpazanlar, gündüze düşmandır. Fakat madendeki altınlar gündüze âşıktır. Çünkü gündüz, kuyumcu ve sarraf, altını fark etsin diye altına aynadır.

Kırmızı yüzle sarı yüzü gündüz gösterdiğinden Allah. Kıyamete “Gün” lâkabını taktı. Hakikatte gündüz, velilerin sırrıdır. Gündüz, onların aylarına nispetle gölgelere benzer. Gündüzü, Allah erinin sırrının aksi bilin; gözü örten akşamı da onun ayıp örtücülüğünün aksi. Allah, onun için ”Vedduhâ” buyurdu. ”Vedduhâ” Mustafa'nın gönlünün nurudur.

Allah kuşluk zamanını sevdi derler ya. Bu söz de, kuşluk çağı, onun aksi olduğundandır. Yoksa fâni olan şeye yemin etmek hatadır. Böyle olduğu halde fani şeyin Allah'ın sözüne girmesi lâyık olur mu?