10.Derece Tevhid

Şeyhu'l-İslâm hazretleri şöyle buyuruyor: "Tevhid Allah'ı hâdis olandan tenzih etmektir." İlim ehli evvela Allah'ı tenzih için, hâdis olanın isbatına yönelirler. Oysa ki bizde hadisi isbat etmek tevhide mânidir. Ve aynı zamanda şuhud-u tevhide de mânidir.

Ariflere göre hadis, Allah'ın çeşitli aynalardan tecellisidir. Onun için hadisin var olduğunu isbat etmezler.

Tevhidin üç derecesi vardır:

1- Tevhid-i âmme; âvâmın tevhididir. Bu avamın, Allah'ın sanatına ve yaratıklarına bakarak onu birleme ve herşeyden münezzeh kılmasıdır. Bu birleme istidlale (delile) bağlı olan birlemedir. Buna tevhid-i imanî de denir. Bu tevhidin sahipleri ancak şirkten halâs olabilirler.

2- Tevhid-i hassa; bu, havasın tevhidi olup, bütün işlerde ve fiillerde Allah'ı görmektir. Bu mertebede olanlar, hayır ve şerri yalnız ve yalnız Allah'tan bilirler. Bu makamın tezahürlerinden birisi de tevekküldür. Diğer bir semeresi ise, halktan şikayeti terketmektir.

Kadîm olan Allah'ın sıfatları tecelli edince

hadisin sıfatlarını yakar, mahveder.

Bu mertebede olan kimse şirk-i hâfîden kurtulur ve tevhid denizinde müstağrak olur.

Bu taayyün dostun yüzüne perde oldu.

Taayyün ortadan kalkınca herşey O'dur.

Gece—gündüz aradığın şey, sende gizlidir.

Ey şaşkın! Gönlün şüpheden ve gururdan temizlenince

ben, sen perdesi ortadan kalkar.

Yüksek, alçak sureti yok olur ve

Hakk'ı olduğu gibi görürsün.

3- Tevhid-i ehassü'l-havas: Meşâyih-i kiram buna tevhid-i ilâhî demişlerdir. Ve bu tevhid Cenab-ı Hakk'ın kendine has kıldığı tevhiddir. Ondan başkasının bu mertebeden nasibi yoktur. Zira bu tevhîd, cemian halkın fenası ve Hakk'ın bekasıyla sabit olur. Fenâfillah'a erenler bile bunu müşahede etmeden ve görmeden acizdirler.

Biz gönül Tûr'unda Musa gibiyiz.

Tecellîde bîhuş olup düşmüşüz.

Ukbâda verilen vade ile burada bize cemâlini gösterdi.

Görünüşte her ne kadar yüzünü gösterdiyse de,

kör değilsen, yüzüne iyi bak.

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyurmuşlardır: "Tevhîd, hakikatte zahirin ve bâtının sükûtu demektir."

Yani Allah'ın olduğu yerde ve zamanda ve mekanda mevcudat yokluktan ve gölgelerden ibarettir.