6.Derece Cud

Cûd; sıfat-ı beşeriyetten necat bulduktan sonra, sıfat-ı ilâhî ile mütelebbis olup vücud-u hakkaniyle mevcud olmaktır. Yani, mertebeyi hakikatte zafere erişmektir. Zira meşâyih cûdu, birşeyin hakikatine erişmek olarak tarif etmişlerdir.

Şeyhu'l-islâm'a göre, birşeyin hakikatine erişmek, mertebelerin en yükseğidir.

Kâşânî bu hususta şöyle der: "Cûd'un sahip olduğu derecenin kıymeti anlatılmakla bitmez. Ve onun asıl mânâsı, "la mevcûde illallahtır". Allah'tan başka, ilah yoktur. Ve yegâne varolan odur. Allah'ı Allah'tan başkası bilemez.

Vücûdun üç mânâsı vardır. Birincisi, vücud mertebesi olup Allah katında bilavasıta hasıl olan ilmin vücududur. Ve bu ilim, istidlale muhtaç olan ilimlerle bir değildir. Onun için, delile muhtaç olan ilim, delillerin doğrultusunda gaib olanı bilmeye çalışmaktır. Bu ilim, ma'luma hicabedir. Ama keşfî ilim bunun zıddıdır. Zira ilm-i ledünninin delile ihtiyacı yoktur.

İkincisi ise, Hakk'ın vücududur. Ve işarete ihtiyacı olmayıp, işaretin kendisinden kesildiği vücuddur. Üçüncü derecesi ise, vücud-u mutlaktır. Herşey fânîdir. Ezelî ve ebedî olan mutlak varlık yani Allah'tır.

Sâlik olan, vücud-u mutlakı müşahedeyle kemâle erebilir. Ve ondan başka şuhûda itibar etmemesi lazımdır.

Arifin gönlü varlık sırrını bilir, mutlak varlığı görür.

Senin varlığın dikenden, çerden çöpten ibarettir.

Bunların tümünü at gönlünden.

O evden sen çıktın mı o gelir.

Sana yüzünü sensiz gösterir.