10.Derece Temkin

Temkin; ıstılahtaki manâsıyla, makam-ı yakîn mertebesinde daimi istikâmet sahibi olmak ve o makama tamamıyla yerleşmek demektir. Şeyhu'l-islâm bu mevzuda söyle demiştir: "Temkin, makam-ı velayette ve istikâmette, daimi bir istikâmete ve kamil bir yerleşmeye denir." Nitekim Cenab-ı Hak bir âyet-i kerimesinde: "... Ey Muhammedi imanında samimi olmayanlar seni üzüntüye düşürmesin" (Rum, 60) buyurmaktadır.

Bu mânâ, temkine işarettir.

Şeyh Sühreverdi Avârif inde şöyle buyuruyor: "Temkinden murâd, kulun bulunduğu makamda değişime uğramaması demek değildir. Zira kul bir beşerdir. Kaldı ki, her bir ilahî isim ve sıfat, her bir değişikliği ifade eder. Ve hepsinin hükmü ayrı mevzularda tesir icra eder. Bizim temkinle kastımız, kulun ebediyyen mânâ âlemine ait keşfini ve müşahedesini devam ettirmesidir. Ve bu sayede nakışlıktan kurtulmasıdır. Daima terakkiye (ilerlemeye) açık olmasıdır. Ve nefsânî isteğin hicabından kurtulup saflaşmasıdır."

Şeyhu'l-islâm bu meseleye ait şu görüşleri serdetti: "Arifin temkini, ma­kam-ı cemi'de hâzır ve müstekâr olmasıdır. Ve istek perdesini aşmasıdır. Zira, talep bile vücudun bekasıyla olur. Talip matluba eriştiğinde ise, talep biter. Sâlik bekayı Hakk'la bakî olur."

Kendilerinden kurtulan bu cemaat bîhodluk makamına bağlanmışlardır.

Kendilerinden fânî, dostla bakî olmuşlardır.

Hepsi de kabuktan çıkarak öze gelmişlerdir.

Onların gönlünde kabul görürsen, manevî mülk sana teslim edilir.