6.Derece Vakit

Vakit dahi velayetin mertebelerinden birisidir. Onun için velîlere ait ebu'l-vakt veya ibnu'l-vakt tabirleri kullanılır. Bu hususta epeyce tarif yapılmıştır. Mesela bunlardan birisi de şudur.

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyurdular: "Vakt, Cenâb-ı Hakk'ın kaza edip, senin üzerinde icra eylediği şeydir." Bazıları ise "Kişinin üzerinde hükmeden herşey vakittir." demişlerdir. Avarifsahibi ise şöyle tarif ediyor: "Vakitten murâd öyle bir hâldir ki, o hâl kişinin üzerine hükmetmeye başladığı an bir önceki hâdisenin hükmünü bıçak gibi keser ve bazan kendi hükmünü icra eyler." Onun için vakit, kulun bazan hüznüne, bazan sevincine, bazan rahatlığına ve sıkıntısına yol açan sebep ve hükümlerin cümlesi olarak tarif edilmiştir.

Hülâsa edecek olursak, vakit, Allah'ın hükmünün, kulun üzerindeki tasarrufuna başladığı andır. Bu izahın sebebi, kulun, kendi isteğinin tahakkuk etmesinden daha önemli olan şeyin, Allah'ın isteğinin ve takdirinin tahakkuk etmesinin olduğudur. Kul bu şuura ermişse, asıl mahiyetiyle beraber vaktin de şuuruna ermiş demektir. Ve bu şuurla Hakk'ın vakit mevzuundaki hükmüne teslim olur. Bu şuurdaki kimselere ibnu'l vakt denir.

Geçmiş ve gelecek zaman kaydını aşmış ve bu zaman dilimlerinin kendilerini asla değişikliğe uğralamadığı kimselere de ebu'l- vakt denir. Bunlar vücutlarından safî olmuşlardır. Ve mâsivâdan arınmışlardır. Nitekim Hz. Mevlânâ bu mânâya işaret için şu beyitleri irâd eylemiştir.

Sûfî misalde ibnü'l-vakt olur

Ama safî (saf olan) vakitten de hâlden de fariğ olmuştur.