9.Derece Telvin

Bu mertebe velayet mertebesinden daha yüksektir. Şeyh hazretleri Fütûhâ-t'ında şöyle buyuruyor: "Telvin ekseriya cemaate göre, nakıs bir makamdır. Bu telvin, kulun kendi ahvâl-i nefsâniyyesinde olan telvindir". Meşâyih-i Kiramdan bazıları şöyle diyorlar: "Telvin; sahibinin muhakkik ve kâmil olduğuna bir delildir." Ben şahsen bu görüşü kabul ediyorum. Ve benim mezhebim budur. Ve bence telvin, bir kimsenin imkanları nisbetinde kemâle erişmesini sağlar. Zira telvin, Cenâb-ı Allah'ın bir na'tı'dır. Yani övgüsüdür. Ve her na't-ı ilâhî bir kemâl derecesindedir. Hal böyleyken, Cenâb-ı Allah'a hiçbir noksanlık izafe edilemez. Zira kemâl sıfatı Allah'a ait bir sıfattır, insan, ancak ve ancak, na't-ı ilâhiyle (Allah'ın övgüsüyle) kemâle erer. Bu mevzuda bir âyet-i kerime vardır. Allah u Teâlâ kitab-ı mübininde şöyle buyuruyor: "... O, her an varlıklarda tasarrufta bulunur." (Rahman, 29)

Kamil olanlara göre bu âyet-i kerime telvine işaret eder. Ve bu nev'e, telvin-i memduh denir. Zira, Allah'ın esma ve sıfatından hâsıl olur. Asıl mezmum (zemmedilmiş) olan telvin ise, bidayette heva ve hevesten kaynaklanan telvindir.

Bunlar nefsin ve hevânın rüzgarının önünde sürüklenen, saman çöplerine benzerler. Ancak memduh olan telvinin mümessilleri ise, hevâ ve heves rüzgârının önünde bir dağ gibidirler. O rüzgâr onları asla yerinden oynatamaz.

Rüzgar bir saman çöpünü çöle sürükler götürür

Rüzgar koskoca bir dağı nasıl götürebilir?

beyti bu mânâya işaret eder.