Kırım Mevlevihanesi

Ahmet Kuş;

2006 yılı içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkıları ile "Dünya Mevlevîhaneleri" belgesel ve kitap projesi için Osmanlı coğrafyasına bir dizi seyahat gerçekleştirdik. Ekip arkadaşlarım İbrahim Dıvarcı, Feyzi Şimşek, Prof. Dr. Haşim Karpuz, Umut Yavuz ve Ahmet Efe ile birlikte Türkiye dışındaki Mevlevîhanelerin tamamını görme imkânımız oldu. Bu çalışmalarımız sırasında çok kıymetli dostlar edindik. Her ne kadar yaşadığımız ülkeler farklı olsa da hâlâ onlarla düşüncelerimiz, tasalarımız, yaşam ilkelerimiz, duygularımız, dünyaya bakış açılarımız aynıydı. O uzak topraklarda, sınırların ötesinde aynı dinin mensubu olmanın, kardeş olmanın hazzını yaşadık. İşte bu gezilerimiz sırasında tanıştığımız kıymetli dostlarımızdan birisi de Kırım'da Gözleve Mevlevîhanesi'nin gönüllü hizmetkârlığını üstlenen kahraman Annemiz Elife Yaşlavskaya idi. Elife Hanım neredeyse mevlevîhanenin koruyucu meleği... Hayat hikâyesi ise son derece hazin. Ailesi ile birlikte Kırım'dan sürgün edilenlerden. Uzun yıllar Özbekistan'da sürgün yaşadıktan sonra ülkesine geri dönen Elife Hanım, burada çok mücadeleler vermiş ve bu Mevlevîhaneyi korumayı kendine vazife edinmiş. Kırım'daki Tatar varlığı konusunda ve Mevlevîlikle ilgili kitaplar yazmış. Tahsilli bir pir-i fani... Çok güzel ve anlaşılır bir Türkçe ile konuşan Elife Hanım aynı zamanda iyi derecede Rusça biliyor. Kırım Mevlevîhanesi ile ilgili birde Rusça kitabı yayımlanmış. Dünya tatlısı bir ihtiyar olan Elife Anne aynı zamanda şuurlu bir Müslüman. Biz çalışmalarımız esnasında öğle yemeği arası verdiğimiz zaman Onuda yemeğe buyur ettik fakat yemek istemedi. Israrlarımız fazlalaşınca Elife Anne niyetli olduğunu söylemek zorunda kaldı. Zaten iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olduğu her halinden belli idi. Hatta biz orada iken müzeyi gezmek için uygun olmayan kıyafetlerle gelen Rus ziyaretçileri bile uyarıyor ve müzeye almıyordu. Tabi bu hadiseden sonra hepimiz çok duygulandık. Elife Anne yaşadığı sürgün günlerini öyle içtenlikle anlatıyordu ki duygulanmamak mümkün değil...

Kırım, Ukrayna'ya bağlı özerk bir cumhuriyettir. 1988 yılında Kırım Tatarlarına ülkelerine dönüş izni çıkmıştır. Kırım Tatar Milli Meclisi 1991 yılında açılmıştır. Başkenti Akmescit (Simferopol)dir. Kırım çok kozmopolit bir ülkedir. Çok farklı etnik unsur bir arada yaşamaktadır. Yaklaşık 2 milyon beş yüz bin nüfusun %60'ı Rus, %11'i Kırım Tatarı, %24'ü Ukraynalı, %5'i ise diğer ( Kazan Tatarı, Karaim, Kırımçak, Yahudi, Ermeni, Rum, Beyaz Rus, Bulgar, Moldovan, Leh) unsurlardan oluşuyor. Türkiye'nin Kiev'de büyükelçiliği, Gözleve'de T.İ.K.A. Program Koordinatörlüğü, Türkiye Diyanet İşleri Kırım Temsilciliği ve birde fahri konsolosluk faaliyet gösteriyor. Bizim Gözleve olarak bildiğimiz yani Tatarların deyişiyle Kezlev'in Rusçası ise Yevpatoria'dır. Başkent Akmescit'e 65 km. mesafededir. Kırım Mevlevîhanesi bu şehirdedir. Gözleve Kırım'da Osmanlı etkisinin en yoğun olduğu şehirdir. Bir Türk Kavmi olan Musevi Karaimler burada yaşamaktadır. Bunlara ait birde sinagog vardır. Gözleve aynı zamanda Kırımlı meşhur şair - ozan Aşık Ömer'in de doğduğu yer olarak bilinir. Evliya Çelebi'ye göre şehrin ismi, buraya kurulan "Gözlü Ev" adlı bir Tatar köyünden gelmektedir. Nüfusu yaklaşık 115 bin civarındadır. Han Camii'nin yakınında bir de 16. yüzyılda inşa edilen çifte hamam vardır. Hamam viran haldedir. Gözleve, Kırım'ın en önemli kara, demiryolu ve denizyolu kavşak noktalarından ve aynı zamanda Rusya ve Ukrayna'nın en önemli ihraç limanlarından biri konumundadır. Meşhur şifalı çamur banyolarının bulunduğu turizm merkezlerinden birisidir. Ayrıca özellikle çocukların tedavi edildiği pek çok sağlık merkezi (sanatoryum) vardır. Bu tesislerde özellikle çocuk hastalıkları ve göğüs hastalıkları tedavi edilmektedir. Yunus balıkları ile çocukların tedavi edildiği merkezlere dünyanın dört bir yanından hastalar gelmektedir.

Mevlevîhane, Han Camii'nin yakınında, surların içinde eski Odunpazarı semti’ndedir. Mevlevîhane hakkında pek tatmin edici bilgi yoktur. Derviş Tekkesi, Cuma Camii, Aziz Baba Mevlevî Tekkesi olarakta bilinir. Tekkenin 16. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Elife Hanım'ın anlattığına göre 2. Yekaterina zamanında mevlevîhaneyi tahrip eden Ruslar, Mevlevî dervişlerini de idam etmişler. Mevlevîhane 1944 sürgünü sırasındada Rus uçakları tarafından bombalanmış. Cami ve tekkenin restorasyonu sırasında avlu içerisindeki kuyuda Müslümanlara ait yüzlerce iskeletin bulunması da bu anlatılanları doğrular mahiyettedir. Mevlevîhaneden günümüze sadece yıkık bir cami ve semahane ulaşmıştır. Semahane oldukça sağlamdır ve şu anda eğitim amaçlı olarak kullanılmaktadır. Mevlevîhaneye ait bir su kuyusu, bazı mezar taşları ve birde kime ait olduğu bilinmeyen mezar mevcuttur. Cami harap vaziyettedir. Sadece dört duvarı ve yarım minaresi ayakta kalmıştır. Çatısı içine göçmüştür. Semahane muntazam taştan inşa edilmiştir. İçten ve dıştan kare planlıdır. Semahane içerisinde 20 gözden oluşan derviş hücreleri sıralanır. Derviş hücreleri farklı büyüklüktedir. Semahanenin batı cephesinde tek girişi vardır. Semahane 1996 yılında restore edilirken tuzlu kum kullanıldığı için bir müddet sonra duvarlardaki sıvalar toz halinde dökülmektedir. Daha sonra başlayan ikinci restorasyon ise kaynak yetersizliğinden ağır ilerlemektedir.

Mevlevîhanenin arsasına inşa edilen yeni bir bina Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır. Semahane ve caminin batısında yer alan bina yakın bir zaman önce inşa edilmiştir. Su kuyusu bu bina ile cami arasındadır. Mevlevîhane, etrafı duvarlarla çevrili geniş bir arazi içerisindedir. Batıdaki cümle kapısının üzerinde Kırım Hanlığı'nın simgesi vardır. Bu binaların korunması ve Etnografya Müzesi'ne dönüştürülmesi büyük oranda Elife Hanım ve Onun gibi şuurlu Kırımlı kardeşlerimiz sayesinde gerçekleşmiştir. Etnografya Müzesi aynı zamanda Kırımlı Müslüman kardeşlerimize bir halk eğitim merkezi gibi hizmet vermektedir. Burada Elife Hanım gözetiminde el işleri, güzel sanatlar, Kuran-ı Kerim kursları düzenlenmektedir. Müzede sergilenen eşyalar Kırım bölgesinden toplanan kıymetli etnografik eserler ve Rus zulmünü belgeleyen fotoğraflardan oluşmaktadır. Mevlevîhanenin bahçesi çok bakımlı ve mamurdur. Ayrıca Etnografya Müzesi'nin ana kapısından giriverince sağ duvara bitişik bir çeşme yapılmıştır. Bu çeşme Gözleve ile kardeş şehir olan Silifke Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.

Gözleve'de Osmanlı döneminden kalma en önemli eser ise Han Camii'dir. Kırım Hanı 1. Devlet Giray Han'ın Moskova'ya düzenlediği seferden zaferle dönmesinin şerefine 1552 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Cami 1830 depreminde ciddi biçimde hasar görmüş ve iki minaresi yıkılmıştır. II. Dünya Savaşı'nda Alman işgal kuvvetleri tarafından cami ve minareleri tamir edilmiştir. 1944 sürgününden sonra domuz ahırı olarak kullanılan cami, daha sonra yine Komünist yönetim tarafından 1970 yılında propaganda amacıyla tamir ettirilmiştir. Bu tamirden sonra cami "Ateizm Müzesi" olarak kullanılmıştır. 1991 yılında Kırım Tatarları tarafından geri alınarak yeniden ibadete açılmıştır.

KAYNAKÇA

KARPUZ, Haşim - DIVARCI, İbrahim - KUŞ, Ahmet - ŞİMŞEK, Feyzi, Dünya Mevlevîhaneleri Fotoğraf Albümü, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, İstanbul, 2006, s. 240 - 253

YAVUZ, Umut, "Balkan İzlenimleri 4 - Türkiye Kırım'da Söz Sahibi Olmalı", Yeni Asya, 27 Ocak 2007, s. 15

Konya Ticaret Odası Dergisi