Kaan Karabacak

merhabalar.. uzun bir zaman geçti fakat anlatmak isteğim şu sıralar oldukça fazla, bu nedenle sizlere gördüğüm rüya ile gerçeklik arasında geçen bir vakti-hali anlatmak istedim. gözlerimi açtığımda secde halini almış bir vaziyette buldum kendimi ve bulunduğum yer dünyanın dışında oldukça uzakta bir yerde ve küçük oval bir alandı. bulunduğum bu yer biraz loş bir aydınlık ile aydınlatışmış ve karşımda sade bir cübbe giymiş biri bulunuyordu. bulunuyordu diyorum çünkü kim ya da ne olduğunu bilmiyorum. fakat tamamen gözlemleme ile bakıldığında bir insan figürü göze çarpıyordu fakat yinede yüzü görünmüyordu. bu birinin ön tarafı bana dönük arkasında ise bir kapıya benzer geçit tarzında bir şey vardı ve şu 3 şeyi çok iyi hatırlıyorum ve bu 3 şeyi bir çok defa duydum "gel", "görmüyor musun?", "vazgeç". -"gel" demesindeki his ise bana bir emir verme şekli değil fakat bir rica da değil karşımda duran figürün bana bir seçim sunma şekline benziyordu ve burada tamamen özgür irademe dayandığını hissediyordum- ben dizlerimin üzerinde oturmuş vaziyette dünya ile ilgili yaşamla ilgili şeyler düşünürken; bana bu düşüncelerimin sonuçlarını gösteren kesitler gözümün önüne getiriyor ve "görmüyor musun?" "gel" diyordu. ben yine vazgeçmiyor ve başka şeyler düşünüyor onları zihnimde canlandırıyor ve yine gözümün önüne o düşüncelerimin sonucunu gösteren kesiti gösterip "vazgeç" "gel" "görmüyor musun?" diyordu. -bu uzun süren karşılıklı düşünme ve cevap alma durumundan sonra 'kurnazsın' dediğimi hatırlıyorum. ve sanki boynuzlarım çıkmış gibi de bir his vardı- bu uzunca bir süre devam etti -bu arada ben dünyayı bazen izliyordum. yani dünyayı dışarıdan bir gözlemleme dilimlenmiş gezegenimizi dışarıdan görebiliyordum fakat o dizlerimin üzerinden hiç kalkmadan ve başımı da çevirmeden görüyordum.- ve her düşüncemin sonucunu gördükten sonra tam ayağımın birini kaldırıp üzerine basarak ayağa kalkmaya yeltendiğimde ona doğru gitme düşüncesini benimsediğim sırada yani her şeyden vazgeçtiğim o anda çok fazla yük almış gibi zorlandığımı zihnimin zorlandığını ve sanki yok olacakmış hissine girdiğimde 'hayır, hayır, hayır' dedim ve bundan sonra dünyaya doğru indiğimi hissettim ve hatta sanki izliyordum. kendimi lavaboda buldum ve hala onun sesini de duyuyordum. yani şunu "şükret" elim o sırada musluğu açmış ve avucuma su dökülüyordu. şükrettim yüzümü yıkadım ve ardından ellerimi dua eder şekline almış bir şekilde buldum avuçlarımı açmış ve birbirine dokunur şekilde dua edecekmişim gibi buldum. -bu arada ben dua ederken ellerimi yakın tutmam düzensiz bir mesafe bulunur illa- bana şunu söylüyordu yine aynı ses "o halde şunu ilet...." işte bu kısmı hatırlamıyorum fakat şundan eminim ki o an hepsini duydum ve hatırlıyordum her bir sözü.. hatırlamama sebebim ise yine o anda bana söylenenlerden sonra çok fazla zorlandığımı ve ağır bir yükün altına giriyormuşum gibi hissedip. yine "hayır, hayır, hayır" demem idi. bundan sonrası ise gözlerimi açıp beynimin her bir sinir dalgasını hissetmem ile lavaboya gidip abdest alıp 2 rekat şükür namazı kılmam ile son buldu... buna ne denir bilemiyorum hissi kablel vuku mu yoksa başka şey mi hiç bilmiyorum.

(~Gel~) Aşka davette yaşadıklarınızı paylaşmamızı ister misiniz?

Lütfen formu eksiksiz doldurunuz.